En Ucuz Sigorta!

Sektör temsilcilerinden Mahmut Yurt, son dönemdeki sektörel gelişmeleri değerlendirirken, özetle, iğneyi kendine çuvaldızı ele batıralım diyor. Sektörün içinde bulunduğu sıkıntılı durumun sorumluları kimler, bugünlere nasıl gelindi ve neler yapılması gerekiyor. Buyrun okuyalım.

En Ucuzundan Olsun…!

Kasapta en ucuz eti, şarküteride en ucuz peyniri, konfeksiyonda en ucuz giyeceği, pazarda en ucuz sebzeyi, otomobilde en ucuz arabayı, restoran da en ucuz yemeği, en ucuz yakıtı, en ucuz parfümü, en ucuz gözlüğü, en ucuz televizyonu, en ucuz telefonu, kuaförde en ucuz traşı, mobilya da en ucuz koltuktan olsun diye söylemeyen müşteri, iş sigortaya geldiğinde En Ucuzundan Olsun, daha ucuzu yok mu? Şunu düz bilmem kaç TL yap, komisyon alma vs… sıralamaya başlıyor.

Bence burada müşterinin hiç suçu yok. Çünkü sektör olarak, müşteri de sigorta bilinci oluşturma adına en ufak bir gayret gösterilmedi, yıllar boyunca özellikle Zorunlu Trafik Sigortası üzerinden en ucuzu biziz, en ucuzunu ben yaparım mesajları verildi verilmeye de son sürat devam ediliyor. Geçtiğimiz 10-15 yıllık sürece hızlı bir bakış atalım. 2000’li yılların başında sabit tarife ve fark zeyilleri ile tıngır mıngır giden sektör 2003 yılında TRAMER 2008 yılında SBM ile tanışmış ve bu sayede trafik sigortası basamakları usulüne uygun şekilde poliçelerde kullanılmaya başlanmıştır. Sektör paydaşları bu yeniliklere karşı olumlu tepki vermiş ve desteklemiştir. Günümüz de ise SBM toplamış olduğu bilgileri, sektör paydaşları dışında otomotiv, şirketleri, ilan siteleri, 3.parti yazılımlar, vatandaş vs… ücreti mukabilinde satmaktadır. SBM başlı başına ayrı bir konu onu ayrıca farklı bir yazıda değerlendirmek isterim.

Gelelim yine ana meselemize, 2007 yılında yavaş yavaş Trafikte serbest tarifeye adım atılmaya başlanmış olup, sigortacılıkta En Ucuz!! Teriminin temelleri de atılmıştır. 2010 – 2014 yıllarda trafik sigortası cazibesini arttırmış, acentelere yüksek komisyonlar verilmesi ile birlikte o dönemin sektör lideri medya’da en ucuz reklam kampanyasını patlatmış, üretimde rekor üzerine rekor kırmaya başlamıştır. Şuan olduğu gibi o zamanda, liderin iş ortakları hallerinden memnun hayatlarına devam etmiştir. Hatta o dönemler, diğer şirketlerin sermayedarları, bakın adam yapıyor siz nasıl yapamıyorsunuz diye, üst kademe yöneticilerine örnek göstermiştir. Tabi ki, sektörün iç yapısını iyi bilenler bu işin her zaman böyle gitmeyeceğini, yapılanın yanlış olduğunu söyleseler dahi, sermayedarları ikna edememişler ve en ucuz yarışına onlar da katılmışlardır. Belli bir zaman sonra sektör liderinin En Ucuz politikasından kaynaklı zararlar rekor seviyelere ulaştığında herkes her şeyi anlamış ve yollar ayrılmıştır. Ancak! “En ucuz” Türk vatandaşında yer etmiştir artık, sigorta önemli değildir, acente önemli değildir, şirket önemli değildir, önemli olan En Ucuzdur! Bu geçen süre zarfında fiyat rekabetinden kaynaklı prim artışı bile yapılmamıştır desek yeridir.

2014 yılından 2016 yılına kadar geçen sürede ise şirketler arası prim ve komisyonlar da inanılmaz uygulamalar yapılmış, primler şirketler arasında büyük farklılıklar göstermiş, sektör rekabetle geçen yıllar sonucu zararını kurtarmak için resmen debelenmiş, arada yine sektörün paydaşları acenteler zarar görmüştür. 2016 yılında havuz ve tavan fiyat uygulaması getirilmiş acente komisyonları belli bir oranda sabitlenmiştir. Aynı yıl sahalara geri dönen, yavaş yavaş en ucuzu yine biz olacağız yapılanması başlamıştır. Ve günümüze geldiğimizde 10-12 yıl önce yaşadığımız şeyleri daha acı bir şekilde yeniden yaşamaktayız, sektörümüz daha da gelişip farklı ürünler ile sigorta bilincini ve pazarını arttırmak yerine En Ucuz taktiğini kullanarak şahsi menfaat sağlanmaya devam edilmektedir. Primler ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu ekonomik koşullara göre belli bir oranda artacağa yere gün ve gün düşmektedir. Rekabet vermiş olduğunuz hizmetin veya malın kalitesinde olur, sektörümüz ise bunu halen fiyat ile çözmeye çalışıyor.

Konunun özeti serbest fiyat tarifesinin aslında hiçbir kazananı olmadı, yeri geldi şirketler kaybetti, yeri geldi acenteler, yeri geldi sigortalılar. Konunun özeti bu sistem acenteleri sigortacıdan ziyade fiyat bakan ve en ucuzu sigortalıya sunan, kim daha ucuz fiyat verecek diye araştıran yapılar haline getirdi. Durum gösteriyor ki, böyle giderse durumda düzelme olmayacağı gibi, kötüleşme devam edecek. Fiyat rekabeti ortadan kaldırırsanız hizmette rekabet ortaya çıkar, Çözüm olarak kısa zamanda tüm sektör paydaşlarının (şirket, broker, acente, eksper) ve bakanlığın yüksek katılımlı bir çalıştay yaparak, yönetmelikten ziyade, yeni bir kanun ile önümüzdeki uzun yılları net görebileceğimiz ortak bir çalışma yapılmasıdır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: